Palas Pandıras Ekspresi

 

-Monsieur, yeryüzü kapitülasyonu demiştiniz.
Bu istasyon muydu rekolteniz?
Bu istasyonda kalıntıları birbirine indirgeyemezsiniz.
Tecimsel ilişkiler,
dağınık sözleriyle
yolcular sizi.
Eskiler bilir,
bu istasyonda şeref payesi kaldırmıştır,
inkılaplar.
Fetişler tahrip edicidir, ısrarlı
arketiplerini bulgulamak için.

Angst’ın ilk tadılışı başlatır,
sen tarzı sonlu toplumları.
Epizotlar halinde gizli tarihe
sığınmamanız için sebebeniz yoktur.
Öznel itirafları kozmogoniler değil
demonik varoluşçular
bile dile değdirmemiştir.

İçe kırımların,
yanlış iyiliklerin,
doğru kötülüklerin resmine
itilmiş yosma sanırsınız, memleketi.
Ağızda ufalanan stepleredir, niyazınız.
İşin kötüsü artık yol-da-sı-nız-dır.
Çünkü rizomun saf geometrisinde
kaybeder saçlarını kadınlar.
Çünkü kışlalar devreder,
direngi noktasını.
Ulrike, Rhoda, Virginia
ve Percival’i birbirine karıştıran?

(Mahvolmazlık kampından
binene)

Reklamlar

Pötikare Sekseğine Anofel İstilası

Kırbaçlar, dizgide borçla susar.
Alacaklı konuşur başkişiler.
Primadonna, aryaya başladığında
tüm ayaklanmalardan mesul olurum.
Çünkü pazarlanan mısralar
sık sık kaza geçirir.
Mülkiye amirleri arasında
hece farkları ölür.
Ben bütün kitapları eşitlenirken
bulurum bu sancıda.

Astar sendikaları biçkiler,
uğradığımız uğramadığımız
ne kadar ülke varsa.
Trotuarlar kadavra açıcıdır, taşrada.
Meşrutiyetin sesi kısık.
Siviller bîzar.
Ve sondalar kazır, kozmosa.

Herkes kendine içkin garnizonları
ve istila sahnelerini bilir.
Elbette kanatlar değmez kalın duvarlara.
Mülkiyede amirler çıldırır.

Prömiyer: Diyaloğun Yeniden Sahnelenmesi

-Figüre dayalı enstrümanları
rehin alarak düşer, tirada.

Işığa duyarlı sanatçılar,
başarısız aşıklardır.
Sakin anlarıyla yüzleşir, mevsimleri.
Sofistike inançları vardır onların.
Birkaç yüzyıl boyunca ortadan kaybolurlar,
intikamın kötü taklidini yaparak.

Ben yurda sesimle geri dönersem ancak,
onlar da kırmızı yaşlarında
karmaşıklığa koşmaktan vazgeçecekler.
İç organlarına nöbetleşe dokunan
tanıdık isimler doğacaktır elbette aramızda.

Papazın şarabı, tanrı
kanına dönüştüğünde ,
engizitörlerin Aristo’yu öldürmek için
hevesine şahit olmuştuk,
bir vakit .
Var, bir oluş süreciydi oysa ki.

Silikon Sokak

Tanrı dışarıdadır, majesteleri .
Ve kapısı kilitli.
Farkettin mi bütün şiirler,
şairinin savaş şeklini
alıyor hızla.
Varlığıyla anlaşmazlık
içinde olan kötülük alanı genişliyor .
Bütün çalgılar zamanla sağırlaşmış gibi.

Yumuşak küfürlerle tepinen dinamikler değişiyor.
Sabah, akşamından
düşünülmüş
ve,
ah evet,
Camus ıstırap halinde .
Bu anlardan birinde ben de bulunuyorum.
An kırılıyor.
Mimesis ve katartiğin
kırılma noktasında 
durulur gibi kahramanından uzaklaşıyor, öyküler.
Sonsuz kere çoğalıyorum.
Beni biraz daha
yargılarımdan bükmen
gerekiyor,
kamçılı azap istencimden
teğet geçmen…

Bir vakit kafa yorarız,
efendilerin abartılmış erdemine.
Daha önemli bir konumuz var şimdi.
Gorki’de çatlak öğüten,
kuşatan ama ihlal etmeyen ‘insan’
ben de skolastik bir terhane.
Belki imara açık
bir dizi şaşkınlıkla insanı ben olmaya davet
edeceğim bir gün .
Bilmiyorum bu dizim
hatasında nasıl
noktaya varılır ?

Ketum Tarihiyle X Sonsuza Giderken

Ayak değirmenine bağlandım.
Hayır hayır söylediğime katılmıyorum.
Daha ciddi oldu.
Fenol kokularında Orwell’ın penisi
De Profundis’in yazıldığı hücreye çekildi.
Ben ise burada  sürdüm, köklerin izini .

Her geçmiş yabancı bir ülkeye dönüşür, sevdiğim.
Kırpılmış sıtma nöbetlerini beraber geçtiğimizde sözüne eğilebileceğim.
Vajinada şeytan eğlendiren tabloların üzerinde az kullanılmış birer geçmiş.
Ah evet, bahsetmiştim.
– Sırtına postulat düşürmek için ,çifte sürülüyor  beklemede kalan yazıların ticari tehlikesi.

Burada polistirenden okşanmamış cömert hatalar var.
Fark ilkeleri tesis ederek kurtulmalıyız .
Kesinlikle müstehcen kaygılar duyulmamalı.
Kavramların birbirini terk edeceği anda ne kadar da egaliteryan çelişmekteyiz.
Değil mi?

Ben burada kovalıyorum, köklerine ayrılan anglo sakson cümleleri.
Duygusal muhafazakarlık karşıtı erken manifesto erotizmi için bizi sansürlemeli , sinir bilim müzeleri.

Diğerleri, Yani Tanımlamakla Mümkün Olmayan Kısırlık

Yeryüzü tutkuları için
Oedipus boyun eğdi,
panzehrine.
Söyle  şimdi güzel insan,
hiddetin genel anlamsızlığı
ve çocuklara gülmeyenler
varken 
ben nasıl aşk şiiri yazarım
bu evrene ?
Bir zaman yeraltında
işkencelere benzerim,
mutlak sevgiyi
yakınsayan her sürgü
omzuma çekilir.

Sorularda konuşup
yanıtlarda susacağım,
doğrudur mesela.
Bir zaman bilmediğim dünya
ile hasarlarımı  değişeceğim .
Salomé, ruhunu şömizye düğümlerine geçirir belki
o zaman ,
belki Rilke’nin kusurlu
vizyonuna soyunur.
O misal yaşama
sanatına işlek uzuvda
intihar birimi  dediğimi anımsarım .

Bildiğim dünyada eşlenmedim, velhasıl kelam.
Sarsıcı iki aradalık,
acıya düşer.
Diğerleri çürür.
Yani diğerleri…
Diğerleri, yani tanımlamakla mümkün olmayan kısırlık.
Kimse ontolojik tartışmalara yanıt olmak için yaşamına son vermez.

Fabrika: Diaspora Kâtibi

Şık bir açı namzeti olur,
siyah orta sınıflar.
Biz, dar kimliklere renk hiyerarşisinin nasıl
geldiğini düşünmeye başlarız .
Esmer kodlardan bir
matris revize edilir.
Biz, yine doğruluruz
iki bahar arası.

Tanrı, kendisine tırmanır,
onu yaratan özne
ile farklı dili konuşunca.
Benzeyen ve benzetilene
içerlenir, balistik imgelerimiz.
Küresel çeteler artık dram kölesidir.

Biz biraz daha fazla örteriz post oluşumların üzerini.
Yenilikçiyiz, aydınız ya hani.
Hani yine de bize rağmen doğanlar ölür, ayaklarına mitoslar bağlanarak .
Güç vektörleri bırakılır kapı önüne.
Biz böyle biraz da panik alenisiyiz.
Iyi insanız aslında kötülük dozu az olandan.

Tenha Bir Lehçenin Akustiği

Ortadoğu, Avrupa tabularının pornografisidir,
Patriyarkal’da döküm
atölyelerinden düşen .
Sen yerel yönetimlere döndün sırtını ,
doğurgan bir tüccar
çürüyen göğüslerini satmaya
başladı, Ortadoğu’da.
Ve inanmalısın bana.

Hani diyorum toplumu öldürmüş
ve yatağa bağımlı tenha bir
lehçenin akustiğinde buluşsak ya imütasyon
bir şantörle.
Çünkü ben, kendimden
başka bir eğride bulunamıyordum.
Bana inan.
Bozduğum eksenlerde gümrükler vadelerini dolduruyordu, sınır kapılarına üçüncü
dünya kefareti yığılmıyor diye.
Aynı hızda ben, benden başka
bir eğride  bulunamıyordum .

Dionysos’un Tutku Lejyonu ve Birtakım Burjuva Romantizmi

Sermaye ve emek
karşı karşıya gelmemeliydi tehlikeli pazarlıklarda.
Artık siz gitmelere bırakıldınız, apoletleri
havan topundan ağır olanlar.
Mitolojik replikli
film yapmalıydı, sinemacılar.
Belki o zaman birbirine açılamayan
sınır ülkelerinin poetikasını yazabilirdik.
Çizgi nasıl parçalardı, metaforları?

– Rica ederim, devlere
ve demonlara
ve baronlara müstakil dilinizi muzaffer davamızdan düşürünüz.

Çizgi nasıl çizildi, hareketsiz parçacıklarla?
Daha tehlikeli pazarlıklardan bahsedeceğiz.
Sermaye ve emek
karşılaşırdı, dagerrotiplerin inançla doğrudan
ilişki içinde disipline edilmemişliğinde.

Artık siz gitmelere
bırakıldınız, apoletlerinde havan topu taşıyanlar.
Devlet tekelinde tatminkâr çakralar açıldığında da nişanelerinizi postallardan ayıracak metafiziği süslüyordunuz.
Endüstriyel suç
ortaklığı olarak sevmelerle başbaşa kalmalıydık.
Siz tabi o sıra
kaçınılmaz bir depresyon ivmesiyle anılıyordunuz biraz,
biraz da …

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: